onkolog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
onkolog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2013 Perşembe

Onkologla görüşme

Meral Hanım görüşmemizde “Onkoloğunuzla katolik nikahı kıyacaksınız, yani bundan sonra onunla çok sık görüşeceksiniz, dolayısıyla içinize sinecek, rahat diyalog kurabileceğiniz bir doktor seçin” dedi. Tedavimi Amerikan Hastanesinde görmek istediğim için oranın onkologlarından birini seçecektik. Merten’in doktor eniştesi ve birkaç tanıdık daha Dr. Kerim Kaban’ı önerdi. Randevu aldık ve görüşmeye gittik.


Zaten benim tedavim, ameliyat sonrası detaylı patoloji raporunun sonucu çıkınca Amerikan Hastanesinin Medikal Onkoloji ve Radyasyon Onkolojisi Departmanları tarafından düzenlenecekti. Biz görüşmeye gittiğimizde benim tedavi programım belli olmuştu ve Kerim Bey de tedavi programına karar veren heyette olduğu için benim durumumla ilgili tüm detayları biliyordu. Bize tane tane, güler yüzle durumu tekrar özetledi. Neden kemoterapi göreceğimi anlattı.  

Östrojen reseptör düzeyi pozitif, progesteron reseptör düzeyi negatif, Her-2 pozitif (kuvvetli pozitif, çok lazımmış gibi) , Ki-67 pozitifmiş. Bana çok birşey ifade etmese de bunlar benim kemoterapi görmemi ve sonrasında da 1 sene daha 3 haftada bir Herceptin tedavisi almamı gerektiren bir patoloji raporu. Sevimsiz bir sonuç . Ama yapacak birşey yok.

Kerim Bey bana tedavi sürecini, kemoterapinin yan etkilerini , uzun uzun, sakin sakin anlattı. Bağışıklık sisteminin baskılanmasına bağlı kan lökosit (akyuvar) oranlarının azalması, halsizlik, kansızlık, bulantı, kusma, iştahsızlık, ağız içinde yaralar, eklem ağrıları...ve saç dökülmesi. İşte en korktuğum, en istemediğim yan etki. Saç dökülmesi !

O kadar fiziksel yan etki, zorluk varken saç dökülmesine bu kadar takılmak komik belki, ama elimde değil. Yine kendimi kasıyordum sakin ve etkilenmemiş gözükmek için. Kerim Bey anladı bu durumu .
“Yasemin Hanım, şu anda ağlamamak için harcadığınız enerjiyle, çabayla barajlar yıkılır, bırakın kendinizi, ağlayın, rahatlayın” demesiyle kendimi daha fazla tutamadım.  

Saçlarınızı şimdiden kestirin dedi Kerim Bey. Bu sefer doktorun yanında ağladığım için eve gidene kadar sakinleşmiştim. 3 Aralık’da kemoterapi başlayacaktı. 6 seans kemoterapi alacaktım. “Gerçek mermilerle savaşacağız” dedi Kerim Bey, ”plastik mermiyle değil”.  Kemoterapinin neden ağır olacağını böyle bir benzetmeyle açıkladı.

Özene bezene uzattığım saçlarımla vedalaşmaya hazırlandım. Kendi saçlarımdan peruk yaptırmaya karar verdim. Can dostum Neşen’le Tarlabaşı’ndaki perukçuların yolunu tuttuk. Gittiğimiz ikinci perukçu bana saçlarımdan peruk yapabileceğini söyledi ve orada saçlarımı kısacık kestirdim peruk yapılması için. 

Eh, kötü olmadı sanki, tamamen dökülene kadar idare ederdi...