İlk kemoterapimi
anlatmıştım. 25 Şubat’ta, yani yaklaşık on gün önce 5. Kemoterapiyi aldım,
sondan bir önceki. Her kemoterapi zorladı beni. Yan etkileri kendimi çaresiz
hissettirdi, mutsuz etti, elimi kolumu oynatamadığım günler geçirtti. Ama o en
kötü haftayı geçirip de ayaklandığımda hemen unutuyordum herşeyi.
Bu kemoterapi en
zoruydu. Bu sefer ayaklanmam çok uzun sürdü, halsizlik, bulantı, ağrılar,
ağzımın içindeki o berbat zehir tadı, su bile içemedim günlerce... ilk kez bu
sefer isyan eder gibi oldum. Ama yok, tuttum kendimi hemen ! 39 yaşına kadar
gayet tuzu kuru bir hayat sür, sonra ilk büyük zorlukta isyan... yok, isyan
falan yok, buna da şükür, bu çaresi olan bir dert veee...evet, BU DA GEÇER YÂ HÛ
NEDEN BEN?
Meşhur Wimbledon’un ilk zenci Şampiyonu Arthur Ashe kan
naklinden kaptığı AIDS’den ölüm döşeğindeydi..
Hayranlarından biri sordu.. “Tanrı böylesine kötü bir
hastalık için neden seni seçti?”
Arthur Ashe cevap verdi..
“Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5
milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini
yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar
gelir, 4′ü yarı finale, 2’si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tuttuğum
zaman Tanrı’ya Neden ben? diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı’ya
nasıl Neden ben? derim?”
Mutluluk insanı hoş yapar. Başarı ışıl ışıl..
Zorluklar güçlü..
Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı..
Herşeyden önemlisi, bütün soruların ve bilinmezlerin,
mutlaka bir cevabı vardır… “Sabır” da bir cevaptır!