Arthur Ashe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arthur Ashe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2013 Cuma

Sabır, sabır, ya sabır...


İlk kemoterapimi anlatmıştım. 25 Şubat’ta, yani yaklaşık on gün önce 5. Kemoterapiyi aldım, sondan bir önceki. Her kemoterapi zorladı beni. Yan etkileri kendimi çaresiz hissettirdi, mutsuz etti, elimi kolumu oynatamadığım günler geçirtti. Ama o en kötü haftayı geçirip de ayaklandığımda hemen unutuyordum herşeyi.

Bu kemoterapi en zoruydu. Bu sefer ayaklanmam çok uzun sürdü, halsizlik, bulantı, ağrılar, ağzımın içindeki o berbat zehir tadı, su bile içemedim günlerce... ilk kez bu sefer isyan eder gibi oldum. Ama yok, tuttum kendimi hemen ! 39 yaşına kadar gayet tuzu kuru bir hayat sür, sonra ilk büyük zorlukta isyan... yok, isyan falan yok, buna da şükür, bu çaresi olan bir dert veee...evet, BU DA GEÇER YÂ HÛ

NEDEN BEN?

Meşhur Wimbledon’un ilk zenci Şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS’den ölüm döşeğindeydi..
Hayranlarından biri sordu.. “Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?”
Arthur Ashe cevap verdi..
Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4′ü yarı finale, 2’si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tuttuğum zaman Tanrı’ya Neden ben? diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı’ya nasıl Neden ben? derim?”
Mutluluk insanı hoş yapar. Başarı ışıl ışıl..
Zorluklar güçlü..
Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı..
Herşeyden önemlisi, bütün soruların ve bilinmezlerin, mutlaka bir cevabı vardır… “Sabır” da bir cevaptır!